Milli Liyakat Anayasası’nda Yürütmenin Devri
Geçiş Hükümleri ve Sistem Uygulaması

Milli Liyakat Anayasası’nda Yürütmenin Devri (Geçici Madde 4)

Yürütmenin devri, yeni bir anayasal düzene geçilirken devletin zorunlu işlerinin kesintiye uğramadan sürmesini, fakat eski yürütme yetkisinin yeni Anayasanın öngördüğü Başbakanlık sistemini geciktirecek veya gölgeleyecek biçimde devam etmemesini sağlayan temel geçiş meselesidir. Bir anayasa değiştiğinde, en hassas alanlardan biri yürütme gücüdür. Çünkü yürütme; güvenlik, bütçe, afet, dış temsil, kamu hizmetleri, teşkilat yapısı, atamalar ve günlük devlet işleyişi üzerinde doğrudan etkilidir. Bu nedenle geçiş döneminde yürütmenin tamamen durması da, eski yetki düzeninin sınırsız biçimde sürmesi de ciddi sakıncalar doğurur.

Milli Liyakat Anayasası içinde Geçici Madde 4, yürütmenin devri konusunda bu iki riski birlikte önlemeye çalışır. Madde, ilk Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin 56, 58 ve 104. madde güvencelerine tabi olduğunu belirterek başlar. Böylece geçiş sürecinin en başında adaylık, kura, seçim güvenliği ve Yüksek Seçim Kurulu denetimi gibi temel güvenceler korunur. İlk Başbakan göreve başlayıncaya kadar mevcut yürütme makamları yalnız süreklilik, güvenlik, bütçe, afet, dış temsil ve zorunlu temel hizmet işlemleriyle sınırlı görev yapar. Bu sınır, geçiş döneminin eski yürütmeye açık çek vermediğini gösterir.

Geçici madde metni: Yürütmenin devri ve Cumhurbaşkanlığına geçiş

Geçici Madde 4 – Yürütmenin Devri ve Cumhurbaşkanlığına Geçiş

İlk Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçimleri 56, 58 ve 104. madde güvencelerine tabidir. İlk Başbakan göreve başlayıncaya kadar mevcut yürütme makamları yalnız süreklilik, güvenlik, bütçe, afet, dış temsil ve zorunlu temel hizmet işlemleriyle sınırlı görev yapar.

Bu Anayasanın yürürlüğe girmesinden ilk Başbakanın göreve başlamasına kadar yürütmenin zorunlu süreklilik işleri, mevcut anayasal düzende yürütme yetkisini fiilen kullanan makam tarafından, yalnız bu Anayasanın sınırları içinde, geçici ve sınırlı olarak yürütülür. Bu makamı işgal eden kişinin ilk Cumhurbaşkanı veya Başbakan seçiminde adaylığı kesinleşirse geçiş-yürütmesi yetkisi kendiliğinden askıya alınır ve kanunda önceden belirlenen sabit sıraya göre tarafsız makama geçer.

Geçiş-yürütmesi makamı; kalıcı teşkilat değişikliği, uzun vadeli bağlayıcı işlem, yeni mali yük, atama dalgası veya Başbakana ait asli yürütme yetkisini kalıcı yahut genişletici sonuç doğuracak biçimde kullanamaz. Bu dönemde olağan dışı politika tasarrufu yapılamaz; geçiş-yürütmesi süresi ilk seçimlerin tamamlanma süresini aşamaz.

İlk Başbakanın göreve başlamasıyla yürütme yetki ve sorumluluğu kendiliğinden ve eksiksiz Başbakana geçer. Teşkilatlar azami altı (6) ay içinde yürütme ve idare hükümlerine uygun hâle getirilir; teknik uyumun tamamlanamamış olması, teşkilatların yeni Anayasaya bağlı görev yapmasını engellemez.

Seçim tamamlanıncaya kadar Cumhurbaşkanlığı idari yapısı yalnız temsil, kayıt, protokol ve zorunlu süreklilik görevleriyle sınırlıdır. Düzenleme, göreve başlayan ilk Cumhurbaşkanının temsilî anayasal konumuna uygun yapılır.

Geçiş-yürütmesi neden gereklidir?

Yeni Anayasa yürürlüğe girdiğinde ilk Başbakan henüz seçilmemiş olabilir. Bu arada güvenlik, afet yönetimi, bütçe işlemleri, dış temsil, temel kamu hizmetleri ve zorunlu idari işler devam etmek zorundadır. Devletin günlük işleyişi, yeni yürütme makamı göreve başlayana kadar tamamen duramaz. Geçici Madde 4 bu nedenle geçiş-yürütmesi kavramını kabul eder.

Ancak burada kabul edilen yürütme yetkisi olağan, tam ve geniş bir yürütme yetkisi değildir. Mevcut anayasal düzende yürütme yetkisini fiilen kullanan makam, yalnız bu Anayasanın sınırları içinde, geçici ve sınırlı olarak zorunlu süreklilik işlerini yürütür. Bu ifade, eski yürütme makamının yeni Anayasanın üzerinde veya dışında hareket edemeyeceğini açıkça gösterir.

Yani geçiş-yürütmesi, devletin durmaması için vardır; eski yürütme modelinin devam etmesi için değil. Süreklilik sağlanır, fakat yeni Anayasanın Başbakanlık esaslı yürütme düzeni gölgelenmez.

Yetki alanı neden dar tutulmuştur?

Geçici Madde 4, ilk Başbakan göreve başlayıncaya kadar mevcut yürütme makamlarının yalnız belirli işlemleri yapabileceğini düzenler. Bunlar süreklilik, güvenlik, bütçe, afet, dış temsil ve zorunlu temel hizmet işlemleridir. Bu sayım bilinçli olarak dar tutulmuştur. Çünkü geçiş döneminde yürütme gücünün geniş kullanılması, yeni seçilecek Başbakanın görev alanını ve millet iradesiyle kurulacak yeni yürütme düzenini zayıflatabilir.

Geçiş-yürütmesi günlük devlet işlerini sürdürür; fakat yeni dönemin esaslı politikalarını belirleyemez. Kamu hizmeti kesilmesin diye işlem yapar; ancak yeni anayasal sisteme yön verecek kalıcı kararlar alamaz. Afet, güvenlik ve dış temsil gibi acil veya süreklilik gerektiren alanlarda görev üstlenir; fakat olağan dışı politika tasarrufu yapamaz.

Bu sınır, yürütme gücünün geçiş döneminde tarafsız kalmasını sağlar. Eski düzenin makamları, yeni düzenin seçilecek yürütme organı yerine geçemez.

Adaylık kesinleşirse neden yetki askıya alınır?

Geçici Madde 4’ün en önemli güvenlik hükümlerinden biri, mevcut yürütme yetkisini fiilen kullanan makamı işgal eden kişinin ilk Cumhurbaşkanı veya Başbakan seçiminde adaylığının kesinleşmesi hâlinde geçiş-yürütmesi yetkisinin kendiliğinden askıya alınmasıdır. Bu durumda yetki, kanunda önceden belirlenen sabit sıraya göre tarafsız makama geçer.

Bu hüküm, geçiş dönemindeki en büyük çıkar çatışması riskini önler. Yürütme gücünü kullanan kişi aynı zamanda ilk seçimlerde aday olursa, kamu kaynakları, idari imkânlar, güvenlik kararları, dış temsil, kamu iletişimi, atamalar veya devlet protokolü seçim rekabetini etkileyebilir. Bu risk, yalnız fiilî kötüye kullanım ihtimaliyle değil, seçim adaletine duyulan güvenle de ilgilidir.

Madde bu nedenle adaylık kesinleştiği anda geçiş-yürütmesi yetkisini kendiliğinden askıya alır. Ayrıca yetkinin kime geçeceği kişiye, olaya veya geçici çoğunluğa göre belirlenmez; kanunda önceden belirlenen sabit sıraya göre tarafsız makama geçer. Böylece geçiş-yürütmesi seçim yarışının parçası hâline getirilemez.

Kalıcı teşkilat değişikliği neden yasaktır?

Geçiş-yürütmesi makamı kalıcı teşkilat değişikliği yapamaz. Bu yasak, yeni Başbakanın anayasal yürütme sorumluluğunu korumak için gereklidir. Çünkü teşkilat yapısı, yürütmenin uzun vadeli işleyişini belirler. Kurumların kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, yetki haritasının değiştirilmesi veya personel yapısının kalıcı biçimde dönüştürülmesi yeni yürütmenin alanına girer.

Geçiş dönemindeki makam, zorunlu hizmet sürekliliğini sağlamalıdır; fakat yeni Başbakanın devralacağı idari yapıyı kalıcı biçimde biçimlendirmemelidir. Aksi hâlde seçimle gelecek Başbakan, kendisinden önceki geçiş-yürütmesinin oluşturduğu teşkilat düzenine mahkûm olabilir.

Bu nedenle Geçici Madde 4, geçiş-yürütmesini bakım ve süreklilik makamı gibi düşünür. Devlet çalışır; fakat yeni dönemin kurumsal mimarisi geçiş makamı tarafından kalıcı biçimde kurulmaz.

Atama dalgası ve yeni mali yük yasağı

Madde, geçiş-yürütmesi makamının atama dalgası veya yeni mali yük doğuracak işlemler yapamayacağını da düzenler. Bu iki yasak, geçiş döneminin kamu kaynakları ve personel rejimi açısından kötüye kullanılmasını önler.

Atama dalgası, yeni Başbakan göreve başlamadan önce kamu yönetiminde geniş çaplı kadrolaşma yapılması anlamına gelebilir. Böyle bir durum yeni yürütmenin liyakat esaslı kadro kurma ve teşkilat yönetme yetkisini zayıflatır. Aynı şekilde yeni mali yükler, seçilecek Başbakanın ve yeni TBMM’nin bütçe tercihlerini daraltabilir. Uzun vadeli sözleşmeler, yüksek tutarlı yükümlülükler, borçlanma veya kalıcı harcama kararları geçiş döneminde alınırsa yeni yönetim fiilen bağlanmış olur.

Bu nedenle geçiş-yürütmesi, zorunlu ve süreklilik gerektiren mali işlemler dışında yeni mali yük oluşturamaz. Kamu kaynakları, geçiş döneminde yeni iktidar alanı kurma veya gelecek yönetimi bağlama aracı yapılamaz.

Başbakana ait asli yetki devralınamaz

Geçici Madde 4, geçiş-yürütmesi makamının Başbakana ait asli yürütme yetkisini kalıcı yahut genişletici sonuç doğuracak biçimde kullanamayacağını belirtir. Bu hüküm, yeni anayasal sistemin merkezinde yer alan Başbakanlık makamını korur. Başbakan, bu Anayasada yürütmenin icrai sorumluluğunu taşıyan asıl makamdır.

Geçiş-yürütmesi yalnız zorunlu süreklilik işleriyle sınırlı olduğuna göre, Başbakanın asli yetki alanına giren politika belirleme, teşkilatı kalıcı düzenleme, uzun vadeli planları yönlendirme, geniş atama yapma veya yürütme programını şekillendirme yetkilerini üstlenemez. Bu yetkiler seçimle gelecek Başbakana aittir.

Bu sınır, yürütmenin devrini gerçek kılar. İlk Başbakan göreve başladığında boş bir makam değil, kendisine ait anayasal yetki ve sorumluluğu eksiksiz devralmalıdır.

İlk Başbakan göreve başladığında ne olur?

Geçici Madde 4’e göre ilk Başbakanın göreve başlamasıyla yürütme yetki ve sorumluluğu kendiliğinden ve eksiksiz Başbakana geçer. Bu cümle, devir anını açık ve tartışmasız hâle getirir. Ek bir onay, eski makamın rızası, idari protokol veya teknik uyumun tamamlanması beklenmez.

“Kendiliğinden” ifadesi, devir için ayrıca bir işlem yapılmasına gerek olmadığını gösterir. “Eksiksiz” ifadesi ise eski yürütme makamının artık herhangi bir asli yürütme yetkisi saklı tutamayacağını belirtir. İlk Başbakan göreve başladığı anda geçiş-yürütmesi sona erer ve yürütmenin anayasal sorumluluğu Başbakana geçer.

Bu kural, yeni anayasal düzenin fiilen başlaması bakımından hayati önemdedir. Devir anı belirsiz bırakılırsa, eski ve yeni yürütme arasında yetki çatışması doğabilir. Madde bunu önler.

Teşkilatların altı aylık uyumu

İlk Başbakan göreve başladıktan sonra teşkilatlar azami altı ay içinde yürütme ve idare hükümlerine uygun hâle getirilir. Bu süre, yeni yürütme düzeninin idari yapıya yansıtılması için makul bir geçiş takvimi oluşturur. Teşkilatlar görev haritası, yetki devri, personel geçişi, bütçe bağlantısı, veri sistemleri ve hizmet sürekliliği bakımından yeni Anayasaya uyarlanmalıdır.

Ancak teknik uyumun tamamlanamamış olması, teşkilatların yeni Anayasaya bağlı görev yapmasını engellemez. Bu hüküm çok önemlidir. Çünkü idari uyum süreci zaman alabilir; fakat bu süreç eski kurallara bağlı kalma gerekçesi olamaz. Teşkilatlar teknik düzenlemeleri tamamlamamış olsalar bile yeni Anayasanın hak, liyakat, tarafsızlık, kamu hizmeti kalitesi ve denetlenebilirlik ilkelerine uygun hareket etmek zorundadır.

Böylece madde, hem gerçekçi bir uyum süresi verir hem de teknik gecikmenin anayasal bağlılığı ertelemesini engeller.

Cumhurbaşkanlığı idari yapısının sınırı

Geçici Madde 4, seçim tamamlanıncaya kadar Cumhurbaşkanlığı idari yapısının yalnız temsil, kayıt, protokol ve zorunlu süreklilik görevleriyle sınırlı olduğunu düzenler. Bu hüküm, yeni Anayasada Cumhurbaşkanına verilen temsilî konumla uyumludur. Cumhurbaşkanlığı idari yapısı, icrai yürütme merkezi gibi hareket edemez.

Geçiş döneminde Cumhurbaşkanlığı kurumsal olarak tamamen ortadan kalkmaz; fakat işlevi temsil, kayıt, protokol ve zorunlu süreklilikle sınırlanır. Bu sınır, Cumhurbaşkanlığı idari yapısının eski yürütme alışkanlıklarını sürdürmesini veya Başbakanlık sisteminin önüne geçmesini engeller.

Madde ayrıca düzenlemenin, göreve başlayan ilk Cumhurbaşkanının temsilî anayasal konumuna uygun yapılacağını belirtir. Böylece Cumhurbaşkanlığı idari yapısı, yeni Anayasanın öngördüğü tarafsız ve temsilî devlet başkanlığı modeline uyarlanır.

Geçici Madde 4’ün devir haritası

Geçiş Alanı Geçici Madde 4’teki Kural Korunan Değer
İlk seçimler Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçimleri 56, 58 ve 104. madde güvencelerine tabidir. Adaylık eşitliği ve seçim güvenliği
Geçiş-yürütmesi Yalnız süreklilik, güvenlik, bütçe, afet, dış temsil ve zorunlu hizmet işleriyle sınırlıdır. Devlet işleyişinin kesintisizliği
Adaylık kesinleşmesi Geçiş-yürütmesi yetkisi askıya alınır ve tarafsız makama geçer. Seçim adaleti ve tarafsızlık
Kalıcı işlemler Teşkilat değişikliği, uzun vadeli işlem, yeni mali yük ve atama dalgası yapılamaz. Yeni Başbakanın yetki alanı
Yetki devri İlk Başbakan göreve başlayınca yürütme yetki ve sorumluluğu eksiksiz geçer. Yeni anayasal yürütme düzeni
Teşkilat uyumu Altı ay içinde yeni yürütme ve idare hükümlerine uygun hâle getirilir. Kurumsal uyum ve süreklilik
Cumhurbaşkanlığı yapısı Temsil, kayıt, protokol ve zorunlu süreklilikle sınırlıdır. Temsilî Cumhurbaşkanlığı modeli

Sonuç: Yürütmenin devri, eski yetkinin sürmesi değil yeni sorumluluğun başlamasıdır

Yürütmenin devri, Milli Liyakat Anayasası içinde eski yürütme yetki düzeninin sınırsız biçimde devam etmesini önleyen, fakat devletin zorunlu işlerinin de kesintiye uğramamasını sağlayan temel geçiş mekanizmasıdır. Geçici Madde 4, ilk Başbakan ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin 56, 58 ve 104. madde güvencelerine tabi olduğunu belirtir. İlk Başbakan göreve başlayıncaya kadar mevcut yürütme makamları yalnız süreklilik, güvenlik, bütçe, afet, dış temsil ve zorunlu temel hizmet işlemleriyle sınırlı görev yapar.

Bu maddenin en güçlü tarafı, geçiş-yürütmesi makamının seçim tarafsızlığını güvenceye almasıdır. Mevcut anayasal düzende yürütme yetkisini fiilen kullanan makamı işgal eden kişinin ilk Cumhurbaşkanı veya Başbakan seçiminde adaylığı kesinleşirse, geçiş-yürütmesi yetkisi kendiliğinden askıya alınır ve kanunda önceden belirlenen sabit sıraya göre tarafsız makama geçer. Böylece yürütme gücü, ilk seçimlerde adaylık üstünlüğü veya kamu imkânı avantajı oluşturacak biçimde kullanılamaz.

Sonuç olarak Geçici Madde 4, geçiş-yürütmesinin kalıcı teşkilat değişikliği, uzun vadeli bağlayıcı işlem, yeni mali yük, atama dalgası veya Başbakana ait asli yürütme yetkisini kalıcı yahut genişletici sonuç doğuracak biçimde kullanmasını yasaklar. İlk Başbakanın göreve başlamasıyla yürütme yetki ve sorumluluğu kendiliğinden ve eksiksiz Başbakana geçer. Teşkilatlar altı ay içinde yeni yürütme ve idare hükümlerine uygun hâle getirilir; teknik uyumun gecikmesi yeni Anayasaya bağlılığı engellemez. Bu nedenle yürütmenin devri, bu geçici madde içinde zorunlu süreklilik, seçim tarafsızlığı, geçiş-yürütmesinin sınırlandırılması, Başbakanın asli yetkisi, teşkilat uyumu ve temsilî Cumhurbaşkanlığına geçiş arasında kurulmuş temel anayasal geçiş güvencesidir.

Muhammet Taşdemir, sosyoloji alanındaki birikimini kamu yönetimi tecrübesiyle birleştirerek Türkiye’nin kurumsal geleceği, liyakat düzeni, hukuk devleti ve anayasal çözüm arayışları üzerine çalışmalar yürüten bir isimdir. Hazırladığı Milli Liyakat Anayasası çalışması, Türk milletinin ortak geleceği için adalet, liyakat, şeffaflık, denetim, güçlü kurumlar ve milli egemenlik temelinde geliştirilmiş anayasal bir model önerisidir.